| Rüyanızı arayın |
Kur’an-ı Kerim’de rüya ile ilgili en geniş bilgi Yusuf Suresinde yer almaktadır. Bu suredeki bilgileri tefsirlerde yorumlu olarak anlatıldığı şekilde özetleyelim:
Yusuf Suresi, 4. Ayetten itibaren:
Hz. Yusuf babasına gelerek: ”Babacığım, bir rüya gördüm. Rüyamda on bir yıldız, güneş ve ay bana secde ediyorlardı.” dedi. Babası Haz Yakup.
”Yarucuğum, rüyanı sakın kardeşlerine anlatma, sonra sana tuzak kurarlar: Güneşin annen, ayın baban, yıldızlarında kendileri olduğunu anlarlar. Kıskanıp sana kötülük yaparlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.
Rabbin seni rüyada gördüpün gibi seçecek, sana olayların yorumunu öğretecek” dedi.
Bir gün kardeşleri kendi aralarında toplanıp şöyle dediler:
”Biz birbirimize bağlı güçlü bir grup olduğumuz halde, babamız, kardeşlerimiz Yusuf ve Bünyamin’i bizden çok seviyor. Babamız bu konuda yanılıyor.”
İçlerinden biri:
”Gelin Yusuf’u öldürüp uzak bir yere atalım. Babamızın sevgisi yalnız bize kalsın. Sonra tövbe edip günahlarımızın bağışlanmasını dileriz dedi.
Bir diğeri şöyle dedi:
”Yusuf’u öldürmeyelim, bir kuyuya atalım. Bir yolcu kafilesi onu alığ götürsün . Bizde böylece ondan kurtuluruz.”
Kardeşler babalarına gelip kıra gideceklerini Yusuf’uda kendileriyle birlikte göndermelerini istediler.
Babaları Hz. Yakub:
”Onu götürmeniz beni edişelendirir. Siz kendisinden habersizken bir kurdun gelip onu yemesinden korkarım” dedi.
Onlar:
”Biz güçlü bir grup insanız. Bu kadar insanın yaında onu kurt yerse biz aciz insanlarız demektir.” Dediler ve babalarını innandırıp Hz. Yusuf’u yanlarına alarakkıra gittiler. Hz. Yusuf’u bir kuyuya atıp geri döndüler. Babalarını inandırmak için de Hz. Yusuf’un gömleğini kana buladılar ve babalarına vererek şöyle dediler.
”Biz oynarken Yusuf”u eşyalarımızın yanına bıraltır. Birde baktık ki kurt onu yemiş. Bizde inanmıyorsan işte gömleği.”
Kanlı olmakla birlikte gömlekte herhani bir yığranmma yoktu. Onların dedikleri gibi eğer kurt onu yeseydi gömleğin parçalanmış olması gerekirdi. Bunu fark eden Hz. Yakub şöyle dedi:
”Heralde nefsizin sizi aldatıp size kötü bir iş yaptırdı. Benim sabırdan başka yapabile eğim bir şey yok. Yaptıklarınıza karşılık Allah’ın yardımına sığınıyorum.”
Kuyudan su almak isteyen bir kervan Hz. Yusuf’u kuyuda bulup çıkardı ve beraberlerinde Mısır’a götürdüler. Kuyuda buldukları çocuğun kendileri için bir önemi yoktu. Ucuz bir fiyata Mısır’ın maliye bakanına köle olarak sattılar. Bakan onu eve getirdi ve karısına:
”Buna iyi bak. İlerde bize faydası olur veya evlat ediniriz.” dedi. Böylece Hz. Yusuf Mısır’a yerleşmiş oldu.
Ergenlik çağına geldiğinde ilim ve hikmet sahibi, akıllı ve güzel bir genç olmuştur. Evinde büyüdüğü bakanın karısı Hz. Yusuf’a aşık olur ve kendisine yaklaşmasını ister. Hz. Yusuf:
”Günah işlemekten Allah’a sığınırım. Senin beyin benim efendimdir. ve bana iyi baktı. Haksızlık eder de seninle zina yaparsam kurtuluşa eremem” diyerek kadını reddeder. Kadın Hz. Yusuf’u çok istemektedir. Ancak Hz. Yusuf Yüce Allah’ın ihlaslı kullarındandır. Allah’tan korkmaktadır. Yüce Allah da onu günahtan korur.
Kadının teklifini kabul etmeyen Hz. Yusuf odadan çıkmak ister. Kadın onu tutmaya çalışırken gömleğini yırtar. Tam kapıdan çıkışta kadının kocasıyla karşılaşırlar. Kadın kocasını görünce Hz. Yusuf’a iftira eder ve kendisine saldırdığını söyler, onu cezalandırmasını ister. Hz. Yusuf da kendisinin hiçbir suçu olmadığını, kadının kendisine saldırdığını söyler.
Kadının yakınlarından biri araya girerek hakemlik yapar ve şöyle der:
”Eğer gömlek önden yırtılmışsa kadın doğru söylüyor; eğer gömlek arkadan yırtıldıysa kadın yalan söylüyor, Yusuf doğru söylüyor”
Kocası gömleği incelediğinde arkadan yırtılmış olduğunu görünce karısına:
”Bu senin hilendir. Çünkü siz kadınların hilesi çok büyüktür. Günahın için bağışlama diler der ve Hz. Yusuf’tan da bu olayı kimseye anlatmamasını ister.
Olay şehirde duyulur ve kadının Hz. Yusuf’ a aşık olduğu, onu arzuladığı, onunla beraber olmak istediğini dedikoduları kadınlar arasında gidip gelmeye başlar .
Bakan eşi şehirdeki kadınların dedikodu yaptıklarını işitince onları davet eder, ellerine meyve ve bıçak verir, o anda Hz. Yusuf’u karşılarına çıkarır. Kadınlar Hz. Yusuf’u görünce çarpılırlar ve ellerini keserler. Bakanın karısı:
”işte sözünü edip beni ayıpladığınız adam budur. Ben ona yaklaşmak istedim. O beni reddetti. yine de beni istemezse onu zindana attıracağım” der.
Hz. Yusuf kendisini koruması için Allah’a yalvarır ve dedikoduların son bulması için bakan tarafından hapse atılır. Hz. Yusufla birlikte hapiste iki delikanlı dava vardır. Bunlar, gördükleri rüyaları Hz. Yusuf’a anlatırlar. Birisi rüyasında şaraplık üzüm sıktığını, diğeri de başında taşıdığı ekmeğin kuşlar tarafından yendiğini söyler. Hz. Yusuf Allah tarafından kendisine rüya yorumu ilmi verildiğini söyler ve gençlerin rüyalarını yorumlamaya başlar:
”Biriniz yine eskisi gibi efendisine şarap hazırlayarak, diğeriniz de asılacak, sonra da beyni kuşlar tarafından yenecek.” der ve efendisine şarap verecek kişiye şunları söyler: ”Kurtulduğun zaman efendinin yanında benden söz et. Belki beni kurtarır.”
Fakat çocuk Hz. Yusuf’un dediklerini unutur ve efendisinin yanında ondan söz etmez. Bu yüzden Hz. Yusuf birkaç yıl daha zindan da kalır.
Bir gün Mısır hükümdarı rüya görür.;
Yedi zayıf inek, yedi semiz ineği yemektedir. Ayrıca yedi kurumuş başak ve yedi yeşil başak da gördüğü rüyada yer almaktadır. Öneli rüya yorumcularını çağırır ve rüyasını yorumlamalarını ister. Kimse hükümdarın rüyasını yorumlayamaz. Zindandan kurtulan geç onlara hizmet etmektedir. O anda Hz. Yusuf’u hatırlar ve onlara durumu anlatır. Genci zindana gönderirler. Genç rüyayı Hz. Yusuf’a anlatıp yorumunu ister. Hz. Yusuf şöyle der:
”Yedi yıl ekin ekin, bir kısmını yiyip bir kısmını başaklarıyla birlikte depolayın. Çünkü arkasından yedi yıl kuraklık gelecek.”
Bu ilginç yorumu duyan hükümdar Hz. Yusuf’un yanına getirilmesini ister. Zindana giden elçiye Hz Yusuf: Efendine dön, kadınlar ellerini niçin kesmişlerdi? diye sorar” der. Hükümdar kadınları toplayarak meseleyi onlara sorar. Bakanın karısı Hz. Yusuf’un suçsuz olduğunu, kendisinin ona iftira attığını söyler.
Hükümdar Hz. Yusuf’u danışman olarak yanına alır. Hz. Yusuf rüyayı yorumladığı gibi yedi yıl zahire biriktirir. Sonra yedi yıl büyük kuraklık olur. Hz. yusuf’un kardeşleri Mısır’a gelip zahire almak isterler. Hz Yusuf onları tanır fakat onlar H.z Yusuf’tanımazlar. Hz. Yusuf onların zahirelerini vermez, karşılığında küçük kardeşi bünyamin’i getirmelerini ister. Böylece ailesine tekrar kavuşmuş olur.
Kur’an-ı Kerim’de anlatılan bu hikayeden anlaşıldığı gibi gerçek rüyalar kesinlikle vardır ve hatta en büyük rüya yorumcuları da Hz. Yusuf başta olmak üzere bazı peygamberlerdir. Yani bazı peygamberlerin özelliğide Yüce Allah’ın kendilerine verdiği bilgiye rüyaları doğru yorumlamalarıdır.
Diğer peygamberler de zaman zaman rüya görmüşler, hatta bazen vahiy rüya şeklinde gelmiştir:
”(EyMuhammed), hatırla, bir vakitler.. Sana gösterdiğimiz o rüya..” (İsra Suresi 60
(Hz. Muhammed Hudeybiye seferine çıkmadan önce Mekke’yi feth edeceklerine dair bir rüya görmüş ve rüyasını ashaba anlatmıştı. Allah’ın elçisi rüyasında ashabıyla birlikte Mekke’ye girdiklerini, bazılarının saçlarını tamamen tıraş ettiklerini, bazılarının da kısaltığını görmüştür. Fakat Hudeybiyhe’de barış olunca Mekke’nin fethi o sene gerçekleşmemişti. Bu durum imanı zayıf olan bazı kimselerin şüpheye düşmelerine sebep oldu. Bunun üzerine şu ayeti celile indir: )
”And olsun ki Allah, peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tastik eder.” (Fetih, 27)
Bu ayetten anlıyoruz ki rüyalar hemen çıkmayabilir. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra gerçekleşebilir.
Başka bir ayet:
”Ey İbrahim, gerçekten rüyana sadık kaldın.”(Saffat, 105)

